Kapat

Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda...

YOLUMUZ BİR...

Veda Konuşması


Değerli arkadaşlarım,

Yıllar su gibi akıp gidiyor. Dönüp ardıma baktığımda, sizlerle beraber olduğum günlerden hep güzel şeyler hatırlıyorum. Zor günlerde el ele vermenin hazzını, kalbimin derinliklerinde hissediyorum. Şairin dediği gibi, Evet zor günlerdi… Geldi geçti... Ama yüreğimi deldi geçti. Şimdi taze umutlarla yeni bir başlangıca doğru yol alıyorum. Çalışma hayatımda, arkadaşlarıma, gözyaşlarımı satırlara akıtarak veda ettiğim dönemler oldu. Ama bu defa öyle bir burukluk yaşamayacağım. Çünkü, beni büyüten kent için, yeni bir hayatı inşa etme arzusunun heyecanı var yüreğimde.

`İnsan hayatı, acısıyla tatlısıyla geçip gidiyor. Göz açıp kapayıncaya kadar. Kâh büyük bir sevincin yarattığı mutluluk rüzgarları dalgalandırıyor yüreğinizi... Kah gönlünüzde kopan fırtınalar sarsıyor bütün benliğinizi. Aslında her şeyin temelinde sevgi yatıyor. Sevdiğiniz için üzülüyor, sevdiğiniz için seviniyorsunuz. Her acı tecrübede, insafsız bir kamçının sırtınıza her inişinde, bütün bunların, sevginin bedeli olduğunu düşünürseniz, rahatlayıp hafiflersiniz. Öyle ya, ananızı, babanızı, evladınızı, memleketinizi, mesleğinizi sevmeseniz, hayat sizin için hiçbir şey ifade etmese, ne başarısızlıktan, ne hastalıktan, ne ölümden, ne zulümden korkardınız. Ama ot gibi yaşardınız... Bütün çekilenler sevginin bedeli! Bütün mücadele, sevdiğiniz insanlar, bağlandığınız idealler uğruna veriliyor. ... Bir veda her zaman hüzün doludur. Hele yeniden buluşma tarihi belli değilse. Sonsuzluğa açılan dar bir geçitte, pencerelerden hemen hemen hiçbir ışık sızmıyorsa. Bir veda daima bir kaç damla gözyaşı, kırık dökük cümlelerin üzerine düşmüştür. Ama insanlar, nemelazımcılıktan sıyrıldıkları, doğru bildikleri değerler uğruna mücadele etme azmini kaybetmedikleri takdirde, akan gözyaşlarının suladığı topraklardan, yeni, yepyeni umutlar filizlenir, dallar tekrar tomurcuklanır. Neticede tünelin sonundaki ışık görünür ve kapalı bütün pencereler yavaş yavaş aralanır.`

Aslında, Türkiye`nin derdini dert edinen insanların, bu karanlığa bir mum yakma çabasını çok tabii karşılamak gerekirken, kolay olan, gelene ağam gidene paşam demektir. El etek öpmektir. Yanlışları düzeltmeye çabalamak yerine, hataları tartışılmayan doğrular olarak takdim etmektir. Ama bu görevin itibarını düşünen, inancından fedakârlık etmeyi en büyük zul ad`eden biri, eğilip bükülmektense, elbette kırılmayı tercih eder.

`Küçük işleri bile görmek gücünde olmayan kişiler, devlet hizmetinde, büyük işler görmek hevesine kapılırsa, kendi harikalarını yaratırlar, ama bedelini de başkalarına ödetirler`. Kötüden kurtulmak isteyen en kötüden korkmadığını göstermelidir. Demokrasi, faziletli insanlar rejimidir. Ancak cesur ve faziletli insanlar, kötüyle mücadele edecek gücü kendilerinde bulabilir. Para, ahlak ile birikirse göl, ahlaksızlıkla birikirse bataklık olur. Politika, ehil insanın elinde uygarlık ateşi, cahil ve kurnazların elinde yangın alevidir. Biz, bu alevlerin arasından çok geçtik. İnsanlar kör olmadan da karanlıklara gömülür. Kendi kısır menfaatinin saçtığı cılız ışığı, gerçek aydınlık sananlar daima çıkacaktır. Bilmezler ki güneş doğduğunda, diğer ışıkların tümü gölgelenecektir. Mumun alevinde ısınmaya çalışanlara acımak mümkün mü?

Evet, sevgili arkadaşlarım, bu bir veda konuşması. Artık, aranızdan ayrılıyorum, başı dik, vicdanı hür olarak... Gün ola harman ola! Her gece iki gündüz arasındadır!` `Kimler geldi geçti bu makamlardan. `Her sabah dünya yeniden kurulur, her sabah taze bir günün başlangıcıdır` Yarınlara ümitsiz bakmıyorum. Tünelin sonunda ışık var. Allah, yaradandır, her şeye mutlak hâkim olandır. Rahman ve rahim olan Allah`ın adına sığınır, mücadelemizi sonuna kadar yapar, ancak hedeflerimize ulaşmak için Allah`ın tanıdığı sınırları asla aşmayız. Çünkü bizler için, hayat sadece bir imtihandır. çünkü bizler, sadece bu dünya hayatı için değil, Yüce Rabbimiz`in huzuruna çıkacağımız gün ve ondan sonrası için de yaşarız.

`Baki kalan gök kubbede hoş bir seda imiş` `Değerli arkadaşlarım, çalışma hayatımda yanlışlıklara karşı boyun eğmemeye gayret ettim; ateşten bir gömlek giydiğimi bilerek böyle davrandım. Bir bedel ödeme ihtimali hiçbir zaman gözümü korkutmadı. Çünkü düşündüm ki, `Ben yanmasam, sen yanmasan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?` Sen de kimsin diye aklınızdan geçirebilirsiniz. Ben, denizde bir katreyim, çölde bir kum parçası bile değil. Ama gagasında su damlası taşıyan güvercin, büyük ateşi söndüremese bile, iyi niyetli bir gayreti temsil eder. Kâbe`ye doğru yönelen kaplumbağanın hedefe ulaşması mümkün değildir; fakat hiç değilse istikameti doğrudur. Ben de hep inandığım doğruları savundum.

Değerli arkadaşlar, hiç arzu etmemiş olmama rağmen, aranızdan bazı kişileri rencide etmiş, kırmış, öfkelenmiş ya da öfkelendirmiş olabilirim. Bu yüzden, hepinizle helalleşmek istiyorum. Hakkınızı helal edin. Ben de hakkımı, hem size, hem de Pendiklilere helal ediyorum… Umuyorum ki bu veda konuşması, yeni bir hayatın kapısını aralıyor. Bu yüzden gözlerimde yaşlar değil, umut ışıkları var. Biliyorum ki, bir gün, bir başka yerlerde mutlaka buluşacağız. Bütün çalışma arkadaşlarıma, beni, 14 yıl boyunca yalnız bırakmadıkları için teşekkür ediyorum. Başka bir mekânda bile olsak, elele yolumuza devam edeceğiz.

Bugüne kadarki görevlerimde başarılı olup olmadığıma ben karar veremem. Pendik zabıtasının daha ileri gitmesi için katkı sağlayan mesai arkadaşlarıma, yetişmemde emeği bulunanlara ve büyüklerime şükranlarımı sunuyorum.
`Siyaset aklımıza gelmedi, başımıza geldi.`Ben sizim, siz de ben. Hiçbir farkımız yok`, çalışma hayatımda hiçbir haksızlığa boyun eğdirmedim, bundan sonra da kimseye karşı eğilip bükülmeyeceğim.
`Sizlere veda etmiyorum. Sizlerden ricam beni yalnız bırakmamanız, ilgi ve alakanızı devam ettirmeniz`. Görev yaptığım süre içerisinde bilerek veya bilmeyerek kalbini kırdığım kimseler varsa bunlardan tekrar özür diliyorum. Kimseye kırgın değilim ve `Her zaman sizleri kalbimde taşıyacağım`. Anılarınız, hayalleriniz gözlerimden ve yüreğimden hiç silinmeyecek! Sizleri son durağıma kadar gönlümde taşıyacağım...

 “Zor hemen yapılır, imkansız biraz zaman alır. Biz bu anlayışla çalıştık. Yaptığım hiçbir işten pişman değilim. Görev Süremi dolu dolu geçirdim. Artık bundan sonra göreve gelecek arkadaşlarımdan en büyük arzum başlattığımız gelişerek değişim seferberliğini devam ettirmeleridir” 
Bazı şeyler vardır hayatımızda. Yaşamın bir parçasıdır ama biz onların farkına bile varamayız. Ta ki elimizden uçup gideceğini, kaybedeceğimizi anlayana kadar. zor olan, ölümden kaçınmak değildir; bundan çok daha zor olan, kötülükten kaçınabilmektir, çünkü o, ölümden çok daha hızlı koşar. Başkalarını rahatsız etmeden ve mümkün olduğu kadar iyi olacak şekilde kendimizi yükseltip temizlenmek gerekir.

Sözlerimin sonunda bu 14 yıllık görev süresi içinde bizden desteklerini esirgemeyen tüm büyüklerimize ve çalışma arkadaşlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum. Benden sonra görevi devralacak olan arkadaşlarımın bayrağı çok daha yükseklere taşımalarını ve barış içinde yarışmalarını diliyorum. Bu duygular için de hepinize tekrar en derin hürmetlerimi sunuyorum. Hoş kalın, hoşçakalın…